Allâh Teâlâ buyurur:

“…Kur’ân’ı tertîl üzere (tâne tâne) tilâvet et!” (el-Müzzemmil, 4)

UYUN VE UYGULAYIN Kİ SİZE MERHAMET EDİLSİN!

Diğer taraftan, Kur’ân-ı Kerîm tilâveti yanında onu sükût ile dinlemek de çok mühimdir. Öyle ki, Kur’ân okumak sünnet; dinlemek ise farzdır. Âyet-i kerîmede buyrulur:

“Kur’ân okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size merhamet edilsin!” (el-A’râf, 204)

Gerek namaz içinde, gerekse namaz dışında Kur’ân okunurken, onun mânâlarını iyice anlamak, öğütlerinden faydalanmak ve davranışları ona göre ayarlamak için bütün dikkatleri ona vermek ve sükût etmek gerekir.

Çünkü susmak iyi dinlemeye, iyi dinlemek basîrete, basîret îmân ve amele, îmân ve amel de rahmet ve nîmet-i ilâhiyeye vesîle olur.

PEYGAMBERİMİZ’İ (S.A.V) DUYGULANDIRAN AYET

Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Kur’ân-ı Kerîm’i başkasından dinlemeyi sever, hattâ bazen İbn-i Mes’ûd -radıyallâhu anh-’a okumasını emreder ve büyük bir mânevî hazla dinlerdi. Bir defâsında İbn-i Mes’ûd’u Kur’ân okurken dinlemiş ve mübârek gözleri yaşarmıştı.

Bu hâdiseyi Abdullâh bin Mes’ûd -radıyallâhu anh- şöyle nakleder:

Bir defâsında Nebî -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bana:

“−Ey İbn-i Mes’ûd! Bana Kur’ân oku!” diye emretti.

Ben de:

“−Yâ Rasûlallâh! Kur’ân Sana gönderildiği hâlde onu Siz’e nasıl okuyacağım?” dedim.

Bunun üzerine Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“−Ben Kur’ân’ı başkasından dinlemeyi de severim.” buyurdu.

Ben de Nisâ Sûresi’ni okumaya başladım. Ne zaman ki;

“Her bir ümmetten bir şâhit getirdiğimiz ve Sen’i de onlara şâhit olarak gösterdiğimiz zaman hâlleri nice olacak!” (en-Nisâ, 41) âyet-i kerîmesine geldim, Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“−Kâfî!” buyurdular.

O sırada gördüm ki, Rasûlullâh’ın gözlerinden yaşlar akıyordu.” (Buhârî, Tefsîr, 4/9; Müslim, Müsâfirîn, 247)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Nebiler Silsilesi-3, Erkam Yayınları