CEMALULLAH KELİMESİNE ÖRNEK

Dünyâda “Rahmân” sıfatının tecellîsi olarak bütün mahlûkat bol bol rızıklandırılır. Yedirilir, içirilir ve giydirilir. Dost, hasım, itaatkâr ve isyankâr ayırt edilmez. Cenâb-ı Hakk’ın engin merhametibütün mahlûkâtı ihâta etmiştir.

Dikenli bir kirpinin yavrusunu sînesine bastırması, hattâ kâfir bile olsa mazlumun bedduâsının kabul olması, bu kuşatıcı merhametin muktezâsıdır. Kâinattaki ilâhî sanat, hikmet ve ibret manzaraları, nefsânî ve süflî his ve davranışlarla, aslî tabiatı bozulmamış insanı, ulviyyet, halvet, safvet, rikkat ve haşyet gibi bediî duygulara gark eder.

Husûsî sofra ise “Rahîm” sıfatının tecellîsi olarak âhirettedir. Ondan istifâde, yalnız mü’minlere âittir.

Bu husûsî sofrada beşerî nasiplerin en büyüğü olan “cennet” ve “ru’yet-i cemâlullâh”, yâni Cenâb-ı Hakk’ı ayın on dördü gibi görme nîmetleri vardır.

*****

Şunu iyi bilmek lâzım ki Cenâb-ı Hakk’a vuslat, cennet nîmetlerinden çok daha lezzetlidir. O’nun cemâl-i ilâhîsinden uzak ve mahrum kalmak da en büyük hüsrandır. Zira iki Cennet vardır. Birincisi, kulluğun mükâfat mekânı olan Cennet, ikincisi ise Cemâlullah cennetidir.

*****

İnfak, insanların derecelerine göre farklı farklıdır. Avâmın infâkı yalnızca malını vermektir ki, mükâfatı Cennet’tir. Havâssın infâkı malını infâk etmekle beraber nefsini tezkiye ve kalbini tasfiye etmektir ki, ecri kıyâmet gününde Cemâlullâh’ı müşâhede nîmetine nâiliyettir. Bu sebeple mü’mine yakışan, malını infâk ederken nefsini de temizlemek ve kalbini Allâh’a tahsîs etmektir.

www.islamveihsan.com