Haber Detayı
22 Temmuz 2017 - Cumartesi 19:41 Bu haber 1913 kez okundu
 
Keskin, FETÖ’nün Arkasında Her Zaman ABD’nin Olduğunu söyledi.
15 Temmuz hain darbe girişimine dair gazetemize özel açıklamalarda bulunan Kanaat Önderi Ramazan Keskin, FETÖ’nün arkasında her zaman ABD’nin olduğunu söyledi.
GÜNDEM Haberi
Keskin, FETÖ’nün Arkasında Her Zaman ABD’nin Olduğunu söyledi.

Röportaj: Vuslat Gazetesi
 
 
Ramazan Keskin, 'Sivil Toplum Daha
 
Çok Desteklenmeli'
 
15 Temmuz hain darbe girişimine dair gazetemize özel açıklamalarda bulunan Kanaat Önderi Ramazan Keskin, FETÖ’nün arkasında her zaman ABD’nin olduğunu söyledi.
Türkiye’de daha önce yapılan darbelerde aktörlerin sağlıklı yargılanmamasının 15 Temmuz’a zemin hazırladığını ifade eden Keskin, FETÖ’nün en çok zararı sivil toplum kuruluşlarına verdiğini söyledi.
“Bundan sonra hükümetin İslami duyarlılığı olan derneklere ve vakıflara daha çok destek vermesi, teşvik etmesi gerekiyor.” dedi. 22 Temmuz 2017 Cumartesi 10:01 'Sivil Toplum Daha Çok Desteklenmeli'
 
SİZCE TÜRKİYE’DE BÖYLE BİR DARBE GİRİŞİMİ OLMASI BEKLENİYOR MUYDU?
FETÖ, KALKIŞMA YAPACAK KADAR GÜCÜ NEREDEN VE NASIL ALDI?
 
AK Parti 2003 yılında iş başına geldikten sonra özellikle sadece bir çevre ile çalıştı.
Bu bir mecburiyetten miydi? Amerikan’ın dayatması mıydı?
Fethullah Gülen cemaatiyle iş tuttu.
İçinden geldiği milli görüş hareketi, Milli Türk Talebe Birliği, akıncılar teşkilatı, imam hatipler mezunu teşkilatı ile beraber değil de sadece FETÖ camiası ile birlikte iş tuttular.
Tabi bunlar ne gibi bir ortaklık yaptılar bilmiyoruz.
Neden ortaklıkları bozuldu, bu hala bilinmiyor.
Fakat bilinen bir şey var; son yıllara doğru bunların bir birleriyle bir
sürtüşmelerinin olduğu herkes tarafından görüldü.
Herkesin gözleri önünde cereyan eden olaylardı.
Sonunda hizmet grubu denilen o grup AK Parti’ye karşı bir tavır aldı.
Ve tabi AK Parti’de onlara karşı Tavrını geliştirdi.
Bu iki grup arasındaki mücadele şiddetlendi.
Şiddetlenen bu mücadele de cemaat kendini çok güçlü görüyordu.
Belki kadro hareketi oluşundan dolayı kendisini güçlü görüyordu ama bir halk desteği yoktu. Hiçbir zaman olmadı.
Çünkü kendilerini İslami anlayışı ile genel anlamda Müslüman halkımızın anlayışı bir birlerinden farklıydı. Kendilerini çok güçlü htikleri için artık bir hasta ameliyata
alınmışsa bu ameliyat bitirilmeliydi.
Öyle bir duruma geldiler ki AK Parti’ye karşı yapacakları tek şey kaldı.
Silahlı bir darbe konuşuluyordu. Ama halk ihtimal vermiyordu.
Ama bir şeyler yapacakları da bekleniyordu.
Belki bu kadar güçlü beklenilmiyordu. Yani bunlar böyle darbeye kalkışacaklar, masum insanları öldürecekler, halkın üzerine kurşun sıkacaklar, uçaklarla, helikopterler ile tanklar ile toplarla halkı ne pahasına olursa olsun öldürmeye kalkışacakları beklenilmiyordu.
Ama derinden derine de mutlaka bir şeyler olacağı bekleniliyordu.
En çok beklenilen şey belki Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan için bir suikast bekleniliyordu.
Daha sonrada biz bunu gördük. Genelkurmayın yaveri, Cumhurbaşkanı’nın yaveri ve AK Parti’nin önde gelenlerinin yaverlerinin hepsinin bunlardan olduğu anlaşıldı. Anlaşılamayan bir şey bunlar neden bu yola başvurdular.
Sanırım Türkiye’nin Amerika ile olan ilişkilerinin bozulması sonucu, bana göre Amerika’nın, İngiltere’nin, Fransa’nın ve Almanya’nın teşvikleri oldu.
Belki bunlar direk darbenin içerisinde yer almadılar, ama bunlar darbe yapabilirsiniz diye yetki verdiler. Yani bunların bir şeyler yapacakları bekleniyordu, ama bu kadar büyük bir hareket beklenilmiyordu.
 
DAHA ÖNCE YAPILAN DARBELERİN AKTÖRLERİ DOĞRU YARGILANMADIĞI İÇİN, 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNE ZEMİN HAZIRLANDI DİYEBİLİR MİYİZ?
 
Eğer önceki darbeleri yapanlar gerekli cezaları almış olsalardı, yargılanmış olsalardı, tabi ki birileri buna cesaret edemezlerdi. Ama ne 27 Mayıs darbesini yapanlar, ne 12 Mart darbesini yapanlar, ne 80 darbesini yapanlar, ne de 28 Şubat darbesini yapanlar sağlıklı yargılanmadılar.
onları yargılamak için durmadan yeni kurulan partileri iş başına getirdi, ama hepsi aynı tavrı sergiledi.’de bu darbelerle ilgili, darbe kalkışmalarıyla ilgili bu darbeleri yapanlarla ilgili bu güne kadar hiçbir şekilde doğru yargılama olmadı.
 
Cezada almadılar. FETÖ’de bundan cesaret aldı. Mesela Yunanistan’daki cuntacılarda olduğu gibi eğer onlar ömür boyu hapsedilmiş olsalardı diğerleri bunlara cesaret edemezlerdi.
 
GEÇMİŞTE ÜLKEMİZDE NEDEN SIK SIK DARBELER YAŞANMIŞ?
 
Türkiye maalesef darbeler ülkesidir. Ben 60 yaşında bir kardeşinizim. 15 yaşından beri olup bitenleri hatırlıyorum. Bazılarını bizzat yaşadık yani, 80 darbesinde yargılandık. 28 Şubat darbesinde de yargılandık. O darbeleri bizzat yaşayarak ve gördük. Öncekileri de kitaplarda okuduk. Ülkemiz bir darbeler ülkesi yani böyle silahlı darbelerin genel olarak 10 senede bir tekrarlandığını görüyoruz. Silahlı darbe yapamadıkları zamanlarda halkın desteğini alan liderlere ve hükümetlere suikast yaptılar. Merhum Turgut Özal da olduğu gibi. Özal vefat etti ama kanaatimce öldürüldü yani kim ne derse desin. Türkiye’de böyle öne çıkanlar hep bu şekilde gittiler.
 
SİZCE 15 TEMMUZ HAİN DARBE GİRİŞİMİ TOPLUMUN MAYASINI OLUŞTURAN SİVİL TOPLUMA ZARAR VERDİ Mİ?
 
Tabi menfi etkiledi, yani insanlar bundan böyle çocuklarını derneklere ve vakıflara bu tür hizmet veren yerlere gönderecekleri zaman daha çok düşünmek daha dikkatli hareket etmek isteyecekler, belki de göndermeme taraftarı olacaklardır. Ama bu durumda bana göre hükümetinde payı var. Bunca yıldır devlet bu hizmet hareketi denilen bugün terör örgütü olarak kabul edilen bu örgüte ve diğerlerine aynı gözle baktı.
Bundan sonra hükümetin İslami duyarlılığı olan derneklere ve vakıflara daha çok destek vermesi teşvik etmesi gerekiyor. Nasıl ki 28 Şubat sürecinde İslami duyarlılığı olan, İslami gayreti olan dernekler vakıflar gözaltına alındı. Onların öncüleri konumunda olan insanlar cezalandırıldı. Ve dernekler, vakıflar üzerine yoğun bir baskı uygulandı. Ve tamamı ile arenayı veya sahneyi veya meydanı o hizmet hareketi denilen terörist harekete önünü açtılar ve hükümetin eliyle de onlar büyütüldü. Ve bu hükümetin eliyle büyütülen bir hareketin arkasında ABD vardı. Şuanda da bu 28 Şubat sürecinin bence devamı gibidir.
 
Duyarlı olan derneklerimiz, vakıflarımız yani toplumun İslam’ı öğrenmelerine, vatanına, milletine, devletine, halkına sahip olması için gayret edenler bir nevi saf dışı ediliyor. Yapılanları herkes görüyor yani hükümetin veya Şamil Tayyar’ın dediği gibi Cumhurbaşkanının etrafında bir kitle var, Cumhurbaşkanının halkla teması engelleniyor ve yanlış yönlendirmeler yapılıyor.
Korkarım ki bu yanlış yönlendirmeler devam ederse yani AK Parti’nin beslenmiş olduğu damar ve AK Parti’yi destekleyen kitleye farkında olarak veya olmayarak zarar verirler ki, bu hiç kimsenin yararına olmaz. Bu hususta AK Partili yöneticilerin çok daha dikkatli olmaları lazım. Denecek buna nasıl dikkat edilecek. Şöyle dikkat edilecek. Mesela her ilde milletvekilleri var. İllerde ki milletvekilleri, il başkanları, ilçe başkanları, ilin önde gelen insanlarını, kanaat önderlerini, orada sözü dinlenilen toplumda bir karşılığı olan şahısları, dernekler olsun, vakıflar olsun bunları çokça ziyaret etmeli, bunlara destek verilmeli ve bunlar himaye edilmeli.
 
Yani bir insan beslenmiş olduğu damarın zarar görmesine müsaade etmemeli. Bunun için de AK Parti’nin bu husus da yapacak çok şeyi var. Ama bana şuan sorarsanız her hangi bir gayret veya çalışma görmüyorum.
 
FETÖ İLE MÜCADELENİN SAĞLIKLI İLERLEDİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?
 
Bu durum iyi değerlendirilemedi. AK Parti’nin kendi söylemidir. Bu yapı içinde ibadet ile uğraşanlar, ticaretle uğraşanlar ve ihanet içerisinde olanlar var. Yani şimdi kimin darbeye kalkıştığı belli, uçak kullananlar ortada, tank kullanalar ortada, helikopter kullanalar ortada, köprüyü abluka altına alanlar ortada, yani kimin bunlarla birinci, ikinci derece iş birliği içerisinde olduğu da biliniyor. O yüzden mücadeleye alt tabakadan başlamak huzuru bozar, barış sağlanamaz. Hükümetin acilen yapacağı iş bana göre alt tabakadaki insanlarla değil ihanet içinde olanlarla mücadele içinde olmalı.
 
Nasıl ki Cumhurbaşkanımız diyor, “Allah beni affetsin” onlarda desin “Allah bizi affetsin, büyüklerimize bakarak biz bunların yanında yer aldık. Tövbe ediyoruz biz bu hareketten de vazgeçtik.” bunların isimleri kayıt altına alınır, günün birinde tekrar bu hareket içerisinde yer alırlarsa cezalandırılır. Hükümetin halka bir kapı açması, iç huzurun sağlanması, iç barışın sağlanması, hele hele bu Ortadoğu dedikleri Müslümanların yaşadığı coğrafyada olup bitenleri, dört tarafımızın adeta ateş çemberine alındığı ortamda bir barışın olması ve mazlum halkın darbeye kalkışanlardan ayırt edilmesi lazım. Yani bundan sonra AK Parti eğer tek başına hükümet olmayı veya bu yönetimi devam ettirmesi için gerekiyorsa bunları mutlaka gözden geçirmeleri gerekir. Vuslat Gazetesi

 
Kaynak: Editör:
Etiketler: Keskin,, FETÖ’nün, Arkasında, Her, Zaman, ABD’nin, Olduğunu, söyledi.,
Yorumlar
Haber Yazılımı