Haber Detayı
05 Nisan 2019 - Cuma 05:50 Bu haber 1516 kez okundu
 
MURAT BARDAKÇI, ÇOK ÖNEMLİ BİR KONUYU GÜNDEME TAŞIDI..!
Zerdüştlerin başkaynağı "Ardavirafname" "Miraç, kabir hayatı, sırat köprüsü" gibi konularda hadislere nasıl etki etti
DİNDE TARTIŞILAN KONULAR Haberi
MURAT BARDAKÇI, ÇOK ÖNEMLİ BİR KONUYU GÜNDEME TAŞIDI..!

Zerdüştlerin başkaynağı "Ardavirafname" "Miraç, kabir hayatı, sırat köprüsü" gibi konularda hadislere nasıl etki etti

"Dante’nin ‘İlâhî Komedya’sına ilham veren cennet ve cehennem günlüğü" başlıklı yazısında "Ardavirafname" isimli eseri tanıtan Murat Bardakçı, içerdiği "sırat, kabir hayatı, miraç..." konularıyla İslam hadis tarihine etki ettiğini yazdı. Hindistan Budizmi ve İran Şiizminden neşet eden batıl tasavvuf dini ile İslam alemine sirayet eden Zerdüştlüğün ilginç serüveni Murat Bardakçı ve Mikail Bayram'ın açıklamalarıyla bir kez daha ortaya çıktı.

04 Nisan 2019 Perşembe 18:46
Zerdüştlerin başkaynağı
 

İSTANBUL’da, geçtiğimiz İran’da İslamiyet’ten önce yaygın olan Zerdüşt dininin yazılı kaynakları arasında “Ardâvîrâfnâme” adında çok önemli bir eser vardı ve bu eser geçtiğimiz günlerde ilk defa Türkçe olarak yayınlandı. Bazı edebiyat çevrelerinde, Ardâvîrâfnâme’nin Batı klasiklerinin en önemli örneklerinden olan Dante’nin İlâhî Komedya’sına kaynaklık ettiğine inanılıyor.

İSTANBUL’da, geçtiğimiz günlerde “Ardâvîrâfnâme” adında son derece ilginç ve gayet önemli bir eser yayınlandı ama bu önemine rağmen eser hakkında ne tek bir satır yazı yazıldı, ne de bir söz edildi... Eser, adından da belli olduğu gibi “Ardâ Vîrâf” diye birine aitti ve Zerdüşt inancının en önemli kaynaklarından idi... Zerdüşt inancının, daha doğrusu Zerdüşt dininin ne olduğunu, bilmeyenler yahut az bilenler için kısaca izah edeyim: İran’ın Türkiye sınırına yakın Urmiye şehrinde akan Derece çayının sahillerinde milâttan önce beşinci asırda yaşayan Proşaspa ile karısı Dokdo’nun, “Zerdüşt” adını verdikleri bir oğulları olur. Kaynaklarda, Zerdüşt’ün doğum tarihi konusunda değişik bilgiler verilir, bu tarih milâttan önce 3500’ler ile beşinci asır arasında değişir ve İran’dan Hindistan’a kadar uzanan geniş bir alan da Zerdüşt’ün doğum yeri olarak gösterilir. “Ahuramazda” adındaki tanrı ile temas ederek yeni bir din kurduğuna, “Avesta” adındaki kutsal kitabı getirdiğine ve “Gata” denen kendi şiirlerini de Avesta’ya dahil ettiğine inanılan Zerdüşt’ün inancı, dünyanın ilk tek tanrılı dinlerindendir. İyilik ile kötülüğün sürekli olarak savaş halinde bulunduğunu anlatan Avesta, insanlara iyiliğin tarafında olmalarını emreder, iyilik edenlerin ruhlarının cennete, kötülük yapanların ruhlarının ise cehenneme gideceklerini söyler.

 

YERİNİ İSLÂMİYET’E BIRAKTI

Zerdüştlük zamanla İran’da hüküm süren Pers İmparatorluğu’nun resmî dini oldu. İskender’in milâttan önce 330’larda İran’ı işgali sırasında bu dinle ilgili herşeyi ortadan kaldırmaya çalışması yüzünden zayıflayan inanç daha sonra yeniden toparlandı ve milâdî sekizinci asırdan itibaren yerini İslâmiyet’e bıraktı.

BİR HAFTA UYUDU

Ardâ Vîrâf, Zerdüşt dininin yokolma tehlikesi geçirdiği Makedonyalı İskender yani Büyük İskender döneminden hemen sonra yaşamış yüksek rütbeli bir din adamıydı. İskender‘in kaynakların çoğunu yoketmesi yüzünden Zerdüşt dininin mensupları bildikleri birçok şeyi unutmuş, halkın inancında gerileme meydana gelmişti ve Ardâ Vîrâf, bu yüzden uykusunda yedi gün yedi gece devam eden bir “ahret yolculuğuna” çıktı. Dinin kutsal kişisi Surûş ile tanrı Âzer, yolculuğu sırasında Ardâ Vîrâf‘a refakat ettiler; cenneti, cehennemi ve Zerdüşt dinindeki ölümden sonraki hayatın diğer mekânlarını gösterdiler ve büyük tanrı Âhura Mazda’nın huzuruna çıkarttılar. Ardâ Vîrâf, öteki dünyada gördüklerini ve öğrendiklerini dönüşünde kâtiplere yazdırdı ve “Ardâvîrâfnâme” denen eseri sayesinde Zerdüşt inanışının önemli bilgileri unutulmaktan kurtuldu. Ardâvîrâfnâme’nin bir diğer özelliği de, yazdıklarının kendisinden bin küsur sene sonra kaleme alınan bir başka esere, Dante’nin meşhur “İlâhî Komedya”sına ilham vermiş olduğu söylentisi idi... Bu sayfadaki kutularda Ardâvîrâfnâme’den bazı bölümler ve İlâhî Komedya ile benzerliği konusundaki tartışmalardan örnekler yeralıyor. Binlerce sene öncesinden kalmış bu son derece ilginç metni ve Ardâ Vîrâf‘ın gidip geldiği öteki dünyanın nasıl bir yer olduğunu merak edenler, Prof. Dr. Nimet Yıldırım’ın Türkçe’ye çevirdiği ve geçtiğimiz günlerde yayınlanan Ardâvîrâfnâme’yi okuyabilirler.

Dante, Mirâcnâmeler’i acaba makasladı mı?

ARDÂ Vîrâf‘ın eseri, asırlar boyunca hem İslam, hem de batı dünyasında tartışma konusu oldu. Zerdüşt inancının yüksek rütbeli din adamı Ardâ Vîrâf, öteki âleme yaptığı yolculuğa Çekâ Dâitî dağından ve Çinvâd köprüsünden başlıyordu. Zerdüştlük’te önemli yeri olan Çinvâd ile İslamiyet’teki Sırat Köprüsü arasındaki benzerlik hakkında asırlar boyunca çok sayıda eser yazıldı. Ama, asıl tartışma Ardâvîrâfnâme ile 1265 ile 1321 seneleri arasında yaşamış olan Dante’nin İlâhi Komedya’sının mukayesesi konusunda çıktı, zira her iki eserde de birbirine çok yakın ifadeler vardı. Meselâ, Ardâ Vîrâf‘ın sözünü ettiği “ârâf” yani günahları ile sevapları eşit olanların bekletildiği mekân ile Dante’nin aynı anlama gelen “purgatorio”su, kurulu oldukları yerler ve sâkinleri bakımından birbirlerine çok benziyorlardı. Dante, Ardâvîrâfnâme’de anlatılan her üç mekânı yani ârâfı, cenneti ve cehennemi çok daha geniş ve teferruatlı bir şekilde ele alıyordu ama cennetin bazı bölümleri ile tanrıya mahsus katın aydınlığından sözeden cümleler her iki eserde de neredeyse aynı gibi idi. Bugün, İlâhî Komedya ile Hazreti Muhammed’in mirâcını anlatan “Mirâcnâme”ler arasında da benzerlik kuruluyor ve Mirâcnâmelerden yeni haberdar olan Batılı edebiyat tarihçileri, Dante’nin bu eserleri ve Ardâvîrâfnâme’yi çok büyük bir ihtimalle bildiğini söylüyorlar.

Ardâ Vîrâf’ın ahıret günlüğünden rengârenk ve kanlı canlı cehennem enstantaneleri

“...O ilk gece kutsal Sûruş ve tanrı Âzer beni karşılamaya geldiler. Bana selâm verdiler, benim için dua ettiler, ...elimden tuttular. İlk adımı güzel düşünceyle, ikinci adımı güzel sözle ve üçüncü adımı da güzel işle yüce makamlara atarak çok geniş ve sağlam Çinvâd Köprüsü’ne vardım... ...Orada ölülerin ruhlarını gördüm. İlk üç gecede ruhlar bedenlerinin yanıbaşına oturmuş, “İyilikleriyle herkesin iyiliklere kavuştuğu kişilere ne mutlu” ...duasını okuyorlardı. ...Bir yere vardık. Yanyana ayakta durmakta olan birkaç kişinin ruhunu gördüm. Kutsal Sûruş ve tanrı Âzer’e “Bunlar kim ve neden ayakta duruyorlar?” diye sordum. Kutsal Sûruş ve tanrı Âzer cevapladılar: “Buraya ‘Hemistekân’ derler ve bu ruhlar kıyamet gününe dek burada ayakta durarak beklerler. Bunlar sevaplarıyla günahları birbirine denk olan insanların ruhlarıdır. ...Kıyamet gününe dek burada ayakta bekleyecekler”. ...Dördüncü adımı aydınlıklar yurdu, mutluluk ve huzur diyarı yüce Arş’a doğru attım. Ölülerin ruhları aydınlıklar içerisinde bizi karşılamaya geldiler. Bizi selâmlıyorlar, bize dua ediyorlardı. ...İlginç bir yere götürdüler. Orada bir ırmak vardı. Çok tehlikeli, alabildiğine derin, zor geçit veren ve cehennem gibi karanlıklara gömülmüş bir ırmaktı. Ruhların çoğu bu ırmağın içerisinde bulunuyordu.

Bazı kişilerin ruhları bütün gayretlerine rağmen o ırmaktan asla geçemiyorlardı. Bazı ruhlar da büyük zorluklar ve eziyetlerle düşe kalka karşı kıyıya ulaşabiliyor, bazıları da hızla ve rahatlıkla geçiyorlardı... ...Başaşağı asılmış bir erkeğin ruhunu gördüm. Dev iriliğinde elli tane yaratık, ellerinde engerek yılanları ile onun bütün vücudunu durmadan kamçılıyorlardı. “Bu beden ruhuna böyle cezalar çektirecek ne günah işledi?” diye sordum. Kutsal Sûruş ve tanrı Âzer Şöyle cevap verdiler: “Bu, dünyada kötü idarecilik yapan, insanlara karşı bağışlayıcı davranmayan, onları azarlayan, hatalarını affetmeyen, onlara türlü türlü zararları dokunan, şiddetli işkenceler yapan, suçlarından kat kat fazla cezayla onlara eziyet eden günahkâr bir adamın ruhudur”. ...Bir kadının ruhunu gördüm. Sürekli ağlayıp inliyor, şaşkın bir şekilde aşağı-yukarı gidip geliyordu. Başından aşağı kar ve dolu yağıyordu. Ayaklarının altında eritilmiş çok kızgın çinkodan bir ırmak akmaktaydı. Kafasını ve yüzünü bıçakla parçalıyordu. “Bu beden nasıl ağır bir günah işledi de karşılığında böyle ağır bir cezaya çarptırıldı?” diye sordum. Kutsal Sûruş ve tanrı Âzer şöyle cevap verdiler: Bu, dünya hayatında yabancı erkeklerle gayrımeşru yollardan gizli ilişkiler kurarak hamile kalmış, çocuğunu da kimsesiz ve sahipsiz bırakmış bir kadının ruhudur. O kötü kadın, işlediği günahların karşılığında çarptırıldığı cezaları çekerken, azabın şiddetinden çocuğunun sesini işittiğini zanneder ve sesin geldiği yöne doğru koşar. Ancak koşması da son derece zor ve eziyet vericidir, çünki erimiş çinkonun üzerinde koşmaktadır. Ama, çocuğuna kavuşacağını hayâl ederek ona gitmek zorundadır. Başını ve yüzünü elindeki bıçakla paramparça etmekte, bunlara rağmen çocuğunu bir türlü görememektedir. Yaptıklarının karşılığı olarak kıyamete dek bu cezayı çekmesi gerekir”.

Kaynak: Murat Bardakçı / Habertürk

Kaynak: Editör:
Etiketler: MURAT, BARDAKÇI,, ÇOK, ÖNEMLİ, BİR, KONUYU, GÜNDEME, TAŞIDI..!,
Yorumlar
Haber Yazılımı