Haber Detayı
23 Haziran 2017 - Cuma 23:16 Bu haber 2303 kez okundu
 
Prof.Dr. Sezai Yılmaz,
İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakil Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Enstitüsünün karaciğer naklinde dünyada ikinci sırada olduğunu hedeflerinin dünyada bir numara olmak olduğunu söyledi.
SAĞLIK Haberi
Prof.Dr. Sezai Yılmaz,

 

Prof. Dr. Sezai Yılmaz

 

 

 

"Hedefimiz Karaciğer Naklinde Dünyada Bir Numara Olmak"

İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakil Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Enstitüsünün karaciğer naklinde dünyada ikinci sırada olduğunu hedeflerinin dünyada bir numara olmak olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Sezai Yılmaz, İNÜHABER'e yaptığı açıklamada, Türkiye'de organ nakline ihtiyacın çok fazla olduğunu ve yapılan organ bağışının yetersiz düzeyde olduğunu söyledi.

Amaçlarının başarılı çalışma tempolarını devam ettirmek olduğunu belirten Yılmaz, "1999-2000 yıllarında Amerika'da bulundum. Karaciğer naklinin eğitimini aldım. Amacımız burada böyle bir karaciğer nakli yapmaktı. Geldikten sonra da uzunca bir hazırlık dönemi yine burada devam etti. 2002 yılının mart ayında burada karaciğer nakli yapıldı. O zaman bir beyin ölümü vakası vardı. O zamanın rektörü, aileyi müftüyle görüştürdü. Müftü, organ naklinin doğru olduğunu ve insanları kurtardığını söyledi. Aile de razı oldu. Dolasıyla o gün 20 saati aşkın bir ameliyatla karaciğer naklini yapmıştık. Saatlerce sürmüştü, çok yorulmuştuk. Ama sonucunda başarılı bir nakil olmuştu" diye konuştu.

Yılmaz, Karaciğer Nakil Merkezinin hedeflerine değinerek, şöyle konuştu:

"Karaciğer nakli konusunda Türkiye ve Avrupa birincisi dünyada ise ikinci sıradayız. İşin başlangıcında bir takım hedefler koymak çok güzel ama bazı hedefleri de zaman belirliyor. Bundan on yıl önce bize ‘böyle bir hedef koyar mıydınız?’ deselerdi, biz böyle bir hedef koymazdık, belki koyamazdık. Belki ufkumuz bu kadar geniş değildi. Ama yıllar içerisinde çok iyi çalışırsanız, çok iyi işler çıkarırsanız hedefler kendiliğinden ortaya çıkıyor. Bizimde bugün geldiğimiz noktadan daha ileri bir noktaya hedef koymak açısından dünyada bir numara olmamız gerekiyor."

Organ nakli yapabilmeleri için organ bağışlarının daha fazla olması gerektiğini dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:

"Organı kimden alacaksın? Hayatını kaybeden kişilerden.  Aileler organları bağışlamazsa organ nakli gerçekleşemez. Dolayısıyla ülkemizde de organ nakline ihtiyaç çok fazla olmasına karşın yapılan organ bağışı çok yetersiz. Talep çok fazla ama bağış yetersiz. Malatya'ya ülkenin her bölgesinden Denizli, Edirne, Rize, Muğla, Hatay ve Antalya'dan devamlı hasta geliyor. Ankara’dan ve İstanbul’dan da gelen var. Bunun dışında hastalarımızın yüzde 10 civarı yurt dışından Azerbaycan, Irak, Sudan, Mısır, Lübnan, Nijerya ve Libya'dan geliyor. Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden Türkmenistan,  Kazakistan, Kırgızistan ve Gürcistan'dan hastalarımız oluyor."

Yılmaz, karaciğer hastalıklarının çok yaygın olduğunu ifade ederek, "Daha büyük bir problem var. Şişmanlık yani obeziteye bağlı yağlı karaciğer ve bu karaciğerde kanser gelişimi, siroz gelişimi. Bu, bizim önümüzdeki yıllarda en büyük sorunumuz gibi görünüyor" dedi.

Karaciğer nakli yapmak için kriterlerin önemli olduğunu dile getiren Yılmaz, "En zor ameliyat karaciğer naklidir. Canlı vericili karaciğer nakli de karaciğer naklinin en zor ameliyatıdır. Dünyada canlı vericili karaciğer naklinden daha zor bir ameliyat yoktur. Bizim başarı oranımız yüzde 85 civarında. Ameliyat esnasında hasta kaybımız yok denecek kadar az" şeklinde konuştu.

Yılmaz, nakilde karaciğerin büyüklüğünün önemli olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

"Örneğin 100 kiloluk bir hastaya 40 kiloluk kızından karaciğer alamazsın. Yani karaciğerin büyüklüğü önemli. Bu kişiye yetmesi önemli. Ondan sonra çok detaylı incelemeler yapıyoruz. Alıcı ve verici hakkında çok çok detaylı çalışıyoruz. Damarlarını inceliyoruz. Uzunluklarını, genişliğini, safra yollarını her şeyi çıkacak karaciğerin ağırlığını inceliyoruz. Bu tür hastalarda vericinin çok sağlıklı olması lazım. Hiçbir hastalığının olmaması lazım. Karaciğeri verdikten sonra geri kalan karaciğerinin kendisine yetmesi lazım. Verdiği karaciğerin hastaya yetmesi lazım. Kabaca canlı donörlerin yüzde 30'u falan uygun donör olabiliyor, yüzde 70'i değerlendirilirken eleniyor. Uygun olmadığına karar veriliyor."

Genetik faktörlerin ve fazla ilaç kullanımın karaciğer hastalıklarında etkili olduğuna değinen Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti:

"Özellikle çocuk yaş gurubunda karaciğer hastalıklarının hemen hemen hepsi anneden babadan genetik geçişli hastalıklardır. Bunlar daha çok metabolik karaciğer hastalıkları olarak adlandırılıyor. Şu anda diyebilirim ki hastalarımızın yüzde 20'si çocuk hastalar. Çocuk hastaların da hepsi doğuştan karaciğer hastaları. Bunların hepsinin de sebepleri genetik sebepler. Ayrıca kullanılan bütün ilaçlar karaciğerde parçalanır metabolize olur. Dolayısıyla her alınan ilacın karaciğere bir etkisi var. İyi veya kötü. Dolayısıyla çok aşırı ilaç kullanmanın karaciğere zarar verdiğini söyleyebilirim. Bu nedenle mecbur kalınmadıkça ilaç kullanılmamasından yanayım."

Haber: Remle ŞİMŞEK

Kaynak: Editör:
Etiketler: Prof.Dr., Sezai, Yılmaz,, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı