Haber Detayı
27 Haziran 2019 - Perşembe 23:41 Bu haber 391 kez okundu
 
Rusya’nın Gözünden Türkiye’nin Denge Politikası
Türkiye’nin bağımsız dış politika izlemesi ve kendisiyle yakın ilişkiler kurmasının çıkarına olduğunun farkında ve bunu jeopolitik bir kazanç olarak görmektedir. Ancak Rusya, Türkiye’nin politikalarına şüpheyle yaklaşmakta ve bu yüzden de bir denge stratejisi oluşturmaya çalışmaktadır.
DÜNYA Haberi
Rusya’nın Gözünden Türkiye’nin Denge Politikası


Rusya

Sabir Askeroğlu
Sabir
Askeroğlu

, Türkiye’nin bağımsız dış politika izlemesi ve kendisiyle yakın ilişkiler kurmasının çıkarına olduğunun farkında ve bunu jeopolitik bir kazanç olarak görmektedir. Ancak Rusya, Türkiye’nin politikalarına şüpheyle yaklaşmakta ve bu yüzden de bir denge stratejisi oluşturmaya çalışmaktadır.

 

Rusya’nın Türkiye’ye yönelik bakış açısı ve politikasını belirleyen birkaç önemli faktör söz konusudur. Bu faktörler Türkiye’nin jeopolitik konumu ve güç kapasitesinin yanı sıra parçası olduğu askeri ittifak ve izlediği dış politikayla da ilgilidir. Ayrıca Moskova’nın Ankara ile kurduğu ilişkileri belirleyen bir diğer faktör de Rusya’nın uluslararası konjonktürde kendisini konumlandırdığı yer ve tehdit algısıyla ilgilidir.

 

NATO

Büyük güç statüsüne kavuşmak ve çok kutuplu dünya düzenini kurmak Rusya’nın öncelikli küresel stratejisidir. Dolayısıyla Rusya bu hedeflere ulaşabilmek için ABD ile rekabeti kaçınılmaz görmektedir. Türkiye’nin NATO üyesi ve ABD’nin müttefiki olması Rusya açısından Ankara-Moskova ilişkilerini belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Moskova için NATO, ABD’nin küresel hakimiyet kurma yolunda bir araç, Rusya’nın ulusal güvenliği içinse bir tehdittir. Rusya, ABD ve NATO cephesinden algıladığı tehdidi dengelemek ya da azaltmak için birtakım arayışlar içine girmiştir. Bunlardan biri de NATO ittifakı üyesi ülkelerle yakın ilişkiler kurmaktır. NATO ittifakı içinde Türkiye’nin ABD’den sonra ikinci büyük orduya sahip olması Moskova’nın Ankara’ya yönelik politikasına farklı bir yön kazandırmaktadır. Türkiye’nin jeopolitik konum, ekonomi, insani ve askeri kapasite bakımından da diğer NATO üyelerinden üstün konumda olması Moskova’nın Ankara ile daha fazla yakınlaşma yollarını aramasına neden olmaktadır. Ancak Türkiye’nin söz konusu stratejik kapasitesi aynı zamanda Rusya için güçlü bir jeopolitik rakibin de ortaya çıkması demektir. Rusya kendisini “büyük güç” statüsünde gördüğü için devletlerin statülerine göre ilişki biçimi kurmaktadır. Güçlü devletlerle daha fazla yakınlaşmaya çalışmakta ve Türkiye’yi de bu çerçevede değerlendirmektedir.

 

Türkiye’nin kendini Batı ittifakıyla sınırlandırmaması, Rusya ve diğer Doğu ülkeleriyle de yakın ilişki içinde olması ve zaman zaman Batı ittifakından bağımsız bir dış politika izlemesi Rusya tarafından olumlu karşılanmaktadır. Ankara’nın Moskova ile ilişkilerine önem vermesi ve Rusya’ya karşı diğer ABD müttefikleri gibi radikal bir tavır sergilemiyor olması da Rusya tarafından olumlu karşılanmaktadır.

Bazı durumlarda Türkiye’nin Batı ittifakından daha bağımsız bir dış politika izlemesi Rusya tarafından Batı ittifakının yekpare olmadığı ve bu ayrışmaların kendi çıkarına hizmet edebileceği şeklinde algılanmaktadır. Tek vücut olarak hareket etmeyen Batı ittifakı yalnızlaşan Rusya için daha az tehdit anlamına gelmektedir.

 

Batı’nın Politikaları

Rusya’ya göre Türkiye’nin Batı’dan uzaklaşarak kendisiyle yakınlaşmasının arkasında yatan sebeplerden biri de ABD ve önde gelen Avrupa ülkeleriyle kurduğu sorunlu ilişkilerdir. Bir nevi Türkiye’nin Batı’yla kötüye giden ilişkileri Ankara-Moskova yakınlaşmasına yol açmaktadır. Bu da Türkiye’yi Rusya’nın “kader ortağı” kılmaktadır.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin Sarayı’nda S-400 hava savunma sistemlerinin sevkiyatının da konuşulduğu bir görüşme gerçekleştirmişti. 8.04.2019    

Yıllardır AB’ye üye olamayan Türkiye, Batı’ya güvenmemektedir. Benzeri bir süreci Rusya da yaşamıştır. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra Batı dünyasının bir parçası olmak isteyen Rusya, Batı ülkeleri tarafından sürekli ötekileştirilmiş ve Moskova’ya verilen sözler yerine getirilmemiştir. Aynı zamanda bu süreç Batı’nın Rusya’nın ulusal çıkarlarına tehdit oluşturacak şekilde Rus sınırlarına yaklaşmasıyla sonuçlanmıştır. Dolayısıyla Türkiye ve Rusya’nın Batı ülkelerine güvenmemeleri haklı sebeplere dayanmaktadır. Moskova’ya göre Washington liderliğindeki Batı’nın izlediği tek taraflı politikalar Rusya’nın olduğu kadar Türkiye’nin de çıkarlarına terstir.

ABD’nin Türkiye’nin çıkarlarını gözetmemesi Ankara-Washington ilişkilerinin bozulmasının temel sebeplerinden biridir. 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında ABD’nin olduğuna dair oluşan yaygın görüş, ABD’nin Fetullah Gülen’i iade etmek istememesi, Suriye’de Demokratik Birlik Partisi (DBP/PYD) ile ittifak kurması, hava savunma sistemlerinin alımı konusundaki fikir ayrılığı ve demir-çelik ithalatında gümrük vergilerini artırması Ankara’nın Washington ile olan ilişkilerini bozan temel konulardır. Dolayısıyla Ankara-Washington ilişkilerinin kötüleşmesi Türkiye’nin ABD’den uzaklaşıp Rusya ile yakınlaşacağını düşündürmektedir. Rusya tarafında bu durum Batı ittifakının krizi olarak görülmekte ve ABD aleyhine jeopolitik bir kayıp olduğu şeklinde yorumlanmaktadır. Kısacası ABD’nin aleyhine olan her gelişme Rusya’nın lehine kabul edilmektedir.

 

Suriye Krizi

Suriye krizinin kızışması, ABD’nin Suriye’deki muhaliflere verdiği desteği keserek PYD ile iş birliğini güçlendirmesi ve Ankara ile Washington’ın Suriye’deki önceliklerinin ayrışması Türkiye’yi ABD dışında yeni arayışlara itmiştir. Eylül 2015’te Rusya’nın da Suriye’deki savaşa doğrudan müdahil olmasıyla güç dengesi değişmiş ve Türkiye sınırına yapılan askeri operasyonla mülteci krizinin ortaya çıkması Ankara’yı ciddi güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya bırakmıştır. “Jet krizi” sonrası kötüleşen Türkiye-Rusya ilişkilerinin tekrar düzelmesinin arkasında yatan temel sebep uluslararası güvenlik sorununa dönüşen Suriye krizinin çözümünde her iki aktörün de birbirine ihtiyaç duymasıdır. Türkiye ile Rusya’nın, İran’ı da dahil ederek ortak çıkarlar için bir araya gelmeleri Moskova için de önemli bir gelişme olmuştur. Cenevre barış görüşmelerinden bir sonuç elde edilememesine karşın Astana sürecinin başlatılması ve tarafların güvenlik konuları üzerinde uzlaşma sağlayabilmiş olması Rusya tarafından Türkiye’nin etkili bir yapıcı kuvvet ve vazgeçilmez bir aktör olarak kabul görmesine yol açmıştır. Rusya, Suriye krizinin çözümünün, Suriye’deki Rus askeri varlığı ve güvenliğinin önemli derecede Türkiye’yle yürütülecek iş birliğine bağlı olduğunu anlamıştır. Türkiye’nin hem Suriye muhalif güçleri üzerinde önemli etkisi hem de Suriye ile en uzun sınır hattına sahip olması nedeniyle bu ülkenin kalkındırılması konusunda büyük katkı sağlayacak potansiyelinin bulunması Rusya açısından oldukça önemlidir. Türkiye’nin Suriye krizi sırasında yürüttüğü başarılı diplomasi ve askeri operasyonlar Moskova’nın gözünde Ankara’nın önemini daha da artırmıştır.

 

S-400 Konusu

Türkiye-ABD ilişkilerini olumsuz etkileyen ve Rusya’nın da sürece taraf olduğu gerekçesiyle yakından takip ettiği bir diğer konu S-400 hava savunma sistemleridir. Rusya’ya göre Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemlerini Rusya’dan almak istemesinin birkaç sebebi vardır: Birincisi ABD’nin Türkiye’ye Patriot sistemlerini vermek istememesidir. İkincisi kendi hava savunmasını Batı’ya devretmek istemeyen Türkiye’nin uzun vadede kendi ulusal savunma sistemine sahip olmaya çalışmasıdır. Üçüncüsü de S-400 sisteminin Patriot sisteminden daha ileri teknolojiye sahip olmasının Türkiye’nin tercihini etkilemesidir.

ABD’nin Türkiye’ye vermekten kaçındığı silah teknolojisini kendisinin karşılayabileceğini öne süren Rusya, Türkiye ile askeri-teknik alanda da ilişkilerini güçlendirmek istemektedir. Rusya bu ilişkiye iki açıdan bakmaktadır: Birincisi NATO üyesi olan Türkiye’nin ABD’den uzaklaşmasını sağlayarak kendisine yakın tutmak, ikincisi de askeri sanayi kompleksleri için pazar oluşturmaktır. Türkiye’nin Washington ile Moskova arasında bir “ilişki dengesi” kurmak istediğini bilen Rusya bu dengenin bir tarafı olmayı istemektedir. Diğer taraftan Rusya’nın bu isteği Türkiye’ye talep ettiği her silah teknolojisini transfer edebileceği anlamına da gelmemektedir. Moskova’nın S-400 gibi ileri bir teknolojiyi Ankara’ya satmak istemesinin bir diğer nedeni Rusya’nın bu sistemleri sadece Türkiye’ye değil bu teknolojiye sahip olmak isteyen ve kendisiyle yakın ilişki içinde olan veya olmak isteyen diğer ülkelere de satmaya başlamasıdır. Ayrıca Rusya’nın elindeki S-400 sistemlerinden daha ileri teknolojiye sahip olan S-500 hava sistemlerinin varlığı ve S-600 sistemleri üzerinde çalışmaların devam etmesi S-400 sistemlerinin Türkiye’ye verilmesinin yolunu açmaktadır.

Moskova jeopolitik sebeplerle Ankara ile askeri-teknik alanda yakın ilişki kurmak istese de Türkiye’ye yönelik bazı tereddütleri söz konusudur. Bunlardan biri Rusya’nın Türkiye’nin daha fazla güçlenmesinden yana olmamasıdır. Çünkü güçlü bir Türkiye’nin kendisine ciddi rakip olabileceği ihtimalini düşünmektedir. İkincisi de Rusya’da Türkiye’nin NATO üyesi olması nedeniyle tercihinin Moskova’dan değil İttifak’tan yana olacağı fikrinin hakim olmasıdır.

Sonuç olarak Rusya, Türkiye’nin bağımsız dış politika izlemesi ve kendisiyle yakın ilişkiler kurmasının çıkarına olduğunun farkında ve bunu jeopolitik bir kazanç olarak görmektedir. Ancak Rusya, Türkiye’nin politikalarına şüpheyle yaklaşmakta ve bu yüzden de bir denge stratejisi oluşturmaya çalışmaktadır.

Kaynak: www.kriterdergisi.com

Kaynak: Editör:
Etiketler: Rusya’nın, Gözünden, Türkiye’nin, Denge, Politikası,
Yorumlar
Haber Yazılımı